Kişilik Eğitiminde Sanat Eğitiminin Önemi

 

Eğitilmiş insan her yönüyle gelişmiş bir kişilik ve toplumsal sorumluluk bilincine ulaşmış insan olabilmektir. Hızla değişen dünyanın dinamik yapısına ayak uydurabilmek ancak yaratıcı güçlerle donanmış bir kişilik geliştirmekle olasıdır. Doğuştan yaratıcı güçlere sahip bireyin , bu gücünün ortaya çıkarılması yollarından biri de insanın "estetik eğitimi" yani sanat yoluyla eğitimdir. Bu anlamda , kişilik eğitimi sanat eğitiminin amaçlarından biri olmaktadır. ([1])

Schiller, "İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar" adlı eserinde, insanın gelişiminin amacını yeteneklerin tüm yönlü geliştirilmesinde , yani şahsiyetin harmonik bir bütün olarak geliştirilmesinde görmektedir. Tek yönlü eğitimin insan kişiliğindeki uyumu bozduğunu savunur. Duygu ile aklı en iyi bütünleştirenin de güzel sanatlar eğitimi olacağını belirtir.([2])

Yetenekler, kişiliğin parçası durumunda olup kişiliği, kişinin tanınması yönünden de etkilerler.Sanat eğitimi yoluyla hem çocuğun kişiliğini olumlu yönde etkileyip kendini korumasını sağlayabiliriz, hem de onların kişiliğini daha derinlemesine tanıma şansı elde edebiliriz.Eğitim, mesajı yalnız ulaştırmakla kalmayacak, aynı zamanda onu yapılandıracaktır.Çocuk yeteneği sayesinde tanınıp dikkate alınabilecek ve çevresi farkına varabilecektir.Gerek zeka gerek özel yetenekler, çocuklar ve yetişkinlerde kendine güven ve saygınlık kazanmayı sağlayacak yeterliliklerin geliştirilmesine neden olmaktadır.Özel yetenekler güdülenmeyi de sağlayarak, yeteneklerin denenme ve kullanılma istemini sürekli kılacaktır. Deneme güdüsünün güçlü olması ise özel yeteneklerini erken yaşta göstermelerine neden olacaktır.([3])

Uygulanan sanat eğitimi programları ile bireyin kendi yeteneğini ölçmesi ve geliştirmesi sağlanabilecektir.Ancak, gerçek ilgi ve değerlerini belirlemelerinde en önemli etkenler programın uygulayıcısı ve uygulama ortamları olmaktadır. Toplumda birçok kişi vardır ki ilgi ve yeteneklerinin fark edilmemesi ya da üzerinde durulmaması ( okul - aile - çevre ) nedeniyle gerçek anlamda kendilerini tanıma şansı elde edememişlerdir. Farkına varılsa bile motive edilmedikleri için ilgi alanlarına yönelememişlerdir. Bu kişiler genellikle doyurulmamış bu durumlarını başka meslekler içindeki boş zamanlarında ya da mesleğin süresini tamamladıktan sonra değerlendirebilmektedirler.Mesleği içinde ortak ilgi grupları oluşturarak ya da sanatla ilgili program yürüten kurslara katılarak doyum sağlamaya çalışmaktadırlar. Herhangi bir zorlama ya da bir ödül vaat edilmediği halde, kendiliğinden bazı faaliyetlere girişerek bundan doyum sağlıyorsa bu, geçici bir eğilim değildir. ([4])

Günümüz koşullarında daha da karmaşık bir hale gelmiştir.Çarpık kentleşmenin getirdiği olumsuz koşullar o kadar çeşitli ve girifttir ki; erozyona uğramış, kimlik bunalımına düşmüş, yaşam kalitesini düşünemeyecek durumdaki kitlelerin içinden gelen öğrencide estetik kaygı yaratmak, güzeli - iyiyi tanımalarını, bulmalarını beklemek gittikçe uzaklaşan bir hedef olmaktadır.Bu nedenlerle, günümüz sanat eğitimcisi; toplumsal analizleri takip edecek, yeni kuşak bireyin beklentilerini çözümleyebilecek pedagojik derinliğe sahip olmalıdır. Çünkü, çevrenin eğitime sunduğu olumsuz koşullar değişmiyorsa ve değiştirilemiyorsa; eğitim uygun çevreyi yaratmalıdır.Koşullara teslimiyetçi olmayan bir yaklaşım benimsemek zorundadır. Bütün bunları dikkate alarak düzenlenmiş eğitim programları içinde; yaratıcılığı engellenmemiş, gözlem gücü ve beğenisi incelmiş bireyler, eğitim dışına çıktıkları zaman - güzeli ve iyiyi - seçici olacaklardır. Eleştirel yanlarıyla çevrelerini olması gereken en iyi koşula çekme gereksinimini hissedeceklerdir.

Resim ve müzik etkinlikleri çocukların kişiliğini geliştiren derslerdir.Ana - babalar, sosyal ve eğitim çevresi bakımından "Ressam mı olacak ?" yargısı sıkça rastladığımız bir sorundur. Bu yargı ile, onun doğrultusunda olan davranışın dili engellenmektedir. Oysa resim dersi bir ifade ve karakter dersidir. Çocuk bu derste kişiliğine çok zengin malzemeler katabilecektir. Güzeli çirkinden, iyiyi kötüden ayırmasını öğrenir, bir sergiyi gezerek sosyal ve estetik bir iş görmüş olur. Biçimlendirme sürecinde ele aldığı elemanlarla bilinç altını boşaltır.Bu nedenle resim öğretmenlerinin çocuğun kişilik eğitimi üzerinde çok büyük rolü olmaktadır. Yapılan etkinliğin öğrenci tarafından yüklenilmiş olması sorumluluk açısından, işbirliği,takdir, kendini gerçekleştirme duyguları bu dersle gelişme imkanı bulacaktır.

Çocuğu kendisi ve çevresiyle uyumlu sosyal niteliklere ulaştıran müzik dersi de onun ruhunu ve beğenilerini inceltir.Seçici olmasını sağlar.([5])Önemli olan bu dersleri hem içerik hem de eğitim ortamı açısından amacına uygun gerçekleştirebilmektir.Burada bilinmesi gereken; çocuğun bilgisel donanımdan çok onu birey olarak biçimlendiren yanlarından sorumlu olduğumuzdur.

İnci San; çocuğun sanat eğitimiyle kavrayabildiği şeyleri resim, şiir, müzik ya da dramatik oyunlar haline getirebildiğini; kavramları malzemeyle bağdaştırıp ifade edebilmesinin kıvanç kaynağı olduğunu belirtmektedir." Sanatsal Yaratma ve Çocukta Yaratıcılık"da San şöyle demektedir :"... Bir sanat etkinliği süreci ya da bir yaratma; Duyularla ve duyumlarla işe başlayıp, bunlar arasında alıcı ve dengeli etkileşimi sağladıktan sonra, bilişsel süreçlere yer vererek uygun mecazları bulma olduğuna göre; çocuğun duygusal ve zihinsel süreç ve yetilerini en anlamlı biçimde eğitmeyi de beraberinde getirmektedir. Ancak zihinsel süreçlerin içinde de duygusallığın olduğunu unutmamak gerekir...Zihinsel gelişimin evreleri içinde, sanatsal etkinliğin de boyutlarını genişletecektir.Analizci, buluşçu ve özgün tavırların, çeşitli alanlarda kendini göstermesi bakımından feda edilmeyecek bir konu olmalıdır."(6)

"Resmin Çocukların Bilişsel Gelişimine Katkısı" adlı kitabında W. Ellion Eisner, çocuklarda düşünme ve algılama yeteneklerinde kalitatif değişikliklere sebep olarak dokuz çeşit sanat faaliyetinden söz etmektedir. Çocukların:

1- İmajlar yaratabildiklerini,

2-Bu imajların semboller yerine geçebileceğini,

3- Sembollerin ve imajların onları bir hayal dünyasına götürebileceğini,

4- İmaj yaratma sürecinin, önce yargıya varmayı gerektirdiğini,

5- İmajların başka imajlarla ilişkili olarak bir bütün yarattığını,

6- Fiziksel olarak mevcut olmayan düşünce ve duyguların imajlarla sembolize edileceğini,

7- Sadece görsel şekilde dışavurumlanabilecek bazı imaj ve duyguların olduğunu,

8-Dünyayı estetik yaşantının bir kaynağı olarak görmeyi öğrendiklerini belirtmektedir.

Yazar, sanatsal düşünmenin bazı yönlerinin insan doğasında var olduğunu ancak diğer yönlerin kültürle birlikte şekillendiğini söylemektedir.İnsan doğasına kültürü getirmenin bir yolunun da sanat eğitimi olduğunu belirtir. Bununla, çocukların bilişsel gelişiminin hızlanacağı görüşündedir.(7)

Yapılan araştırmalar sanatın bilişsel gelişiminde etkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Çeşitli alanların sanat yoluyla öğretebileceği üzerinde de durulmaktadır. Bunların yanı sıra; başka alanlarında, yeteneğin tespiti ve geliştirilmesinde etkili olabileceği düşünülmektedir.

Sanat Eğitiminin Genel Amaçları

1-Türk Milli Eğitiminin amaçları doğrultusunda güzel sanatlarla ilgileri kazandırabilme.

2-Sanatı görsel bir iletişim formu olarak kullanmada ve değerlendirmede güven ve yeterlilik kazanmaları için öğrencilerin görsel okur yazarlığını sağlayabilme

3-Sanatsal yaratıcılığı geliştirebilme.

4-Her alanda kullanılabilecek yaratıcı davranışlar geliştirebilme.

5-Düşünceleri gerçekleştirebilmek, ve sanat eserlerini üretebilmek amacıyla bireysel anlayış ve teknik yeteneklerini geliştirebilme.

6-Estetik duyguların geliştirilmesi yolu ile, sanat ve tasarımla ilgili olarak bilinçli estetik hükümler vermelerini sağlayabilme.

7-Özgün düşünme, üretme ve deneme kapasitelerini geliştirebilme.

8-Düzensizliklerden rahatsız olmasını ve çevresini güzelleştirmesini sağlayacak estetik kişilik kazandırabilme.

9-Sanat yoluyla ifade imkanı vererek ruh sağlığına yardımcı olabilme.

10-Öğrencilerin kendilerini ispatlamalarına ve kendilerini bulmalarına fırsat tanıyabilme.

11-Öğrencilerin hayatları boyunca sanat yapan üreticiler veya sanatı bilinçli izleyen tüketiciler olarak içinde yaşadıklar kültüre katkılarını sağlayabilme.

12-Bireysel veya grup çalışmalarında sorumluluk ve iş birliği dayanışma anlayışını; birbirleri arasında sevgi saygı ve yardımlaşma gibi duygu ve davranışları geliştirebilme.

13-Sanatın özgünlük olduğunu ve hayata olan katkısını kavrayabilme.

14-Sanatsal yaratma hazzını duymasını ve sanatçıyı taktir etmesini sağlayabilme.

15-Biçimsel anlatımla ilgili teknik bilgi ve beceriler kazandırabilme.

16-Tasarıma yönelik hayal gücünü geliştirebilme.

17-Tarihi ören yerlerini, anıtları, müzeleri, sanat galerilerini, atölyelerini ve tasarım stüdyolarını tanıyarak, kültür ve tabiat varlıklarına sahip çıkabilme.

Sanat ve Yaratıcılık

Sanat yaşamın kendisi kedar organik bir olaydır. Soluk alma gibi ritmi, konuşma gibi anlatımsal öğeleri bulunmaktadır. Algılama, düşünme, imgeleme ve bedensel eyleminde etkin bir süreç olmaktadır.([6])

Sanat bu yönüyle yalnız dış dünyayı yansıtmakla kalmayıp, dünyayı değiştirmeğe yönelik yeni biçimler vermeye çalışmaktadır. Eğitim içinde yetişen bireyler de bunu, sanat yolu ile kurdukları ilişkiler içinde yapmalıdırlar.Bu bakımdan sanat eğitimimde benimsenmiş olan plastik sanatlarla sınırlı kalınmak yerine çağdaş bir yaklaşımla; görsel, işitsel, sözel ve dramatik sanat alanlarının tümü kapsanmalıdır. Çünkü böyle bir sanat eğitiminde yaratıcı etkinliklerinin ifadesini bulabileceği birçok uğraş alanı bulunabilecektir.([7])

Her insanda bir yaratıcı yetenek bulunduğu ve bir şeyler gerçekleştirme tepisi olduğu bilinmektedir. Böyle bir tepi ifadesini bulacağı bir alanı arayış içinde olmaktadır.Resimsel ifadede bu anlamda insanın ilk gelişim yıllarından itibaren başvurduğu bir dil olmaktadır.


[1] Zafer Gençaydın,Sanat Eğitimi, Anadolu Üniversitesi Açık Öğr.Fak. yy. Resim-İş Lisans Tamamlama Programı., Temmuz 1993, s.2

[2] Kemal Aytaç, Avrupa Eğitim Tarihi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fak. yy-225, Eğitim Tarihi Dizisi -1,II.Basım, Ankara 1980, s.242

[3] Clifford T.Morgan, Psikolojiye Giriş (Toplu Çeviri) Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü yy. No:1 Meteksan,Ankara,1980,s.204

[4] Yıldız Kuzgun,Kendini Değerlendirme Elvanteri El Kitabı,Ö.S.Y.M Yayınları,Ankara,1980-8, s,4-5

[6] İnci San

[7] İnci San,Yaratıcılık Açısından Sanat Eğitimi, s.53-54

 

BU PROJE YARD. DOÇ TURAN ENGİNOĞLU YÖNETİMİNDE YARD. DOÇ BEDRİ KARAYAĞMURLAR ve DR. EMİNE HALIÇINARLI TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR.

 
 
BAŞARILARIMIZ

Türkiye ve dünya çapında

700 ödül'e ulaştık

 

(Katalog fotoğrafı Naz Karadavut)

 
 
 
 
 

             TÜM HAKLARI SAKLIDIR  ARTVITAL.COM.

Art Vital Güzel Sanatlar Atölyesi  | MEB Özel Çocuk Sanat Atölyesi  |  Kırlangıç sokak No:9/A 35320 Narlıdere İzmir